Cinsiyet Faşizmi Günlükleri: Eşcinsellik, Etiket Ve Güdümlü Toplum.



bu sabah öpüşen iki adamın fotoğrafını paylaşan ve birinin üzerinde fb forması olduğu için altına “işte fenerbahçeliler böyle ibnedir! ehuehueh!” yazan, ortaokulu liseyi birlikte okuduğum adamı arkadaş listemden sildim.
peki ben bunu neden yaptım..?
taraftarlıkla, fenerbahçeli olmamla falan alakalı değil bu. “ibne beşiktaş, ibne fenerbahçe, ibne bilmemne spor” demek çok farklı. evet çirkin ama farklı.. eşcinseller üzerinden, bu sözde(!) komediyi yapmak çok farklı.
hoşgörü, saygı, adalet, ahlak, sevgi gibi kavramlar; memleket, ırk, din, dil, cinsiyet, cinsel tercih gibi sahte tümseklere takılıyorsa bir insanın zihninde, ileride sırf canı istediği için sadece gözlük takanları, tek parmağı olmayanları ya da ne bileyim saçlarını sağa değil de sola ayıranları da bu kavramlardan farklı bir köşeye itebilir. yani belli mi olur? yapar yapar..
insanın hayatta kalma mücadelesine hiçbir katkısı olmayacak kürkü (bir de kürk zarar görmesin diye kazma ile) için bir foku öldüren adam gibi işte. nasıl o adam o hayvanın hayatta kalıp kalmayacağına karar verme haddini kendinde buluyorsa, bu okumuş görmüş iyi eğitim almış arkadaşım ve onun gibi bir çok kişi de eşcinsellerin normal olup olmadığına karar verme haddini kendinde bulabiliyor. çünkü heteroseksüel olmak normal, doğaya uygun diğer her şey normalin dışında.
böyle insanlar için kötü bir haberim var. normallik üstü yanı brandalarla gerilmiş, kollara ayrılmayan ve kendisine uygun görülen yatakta akıp giden bir dere değil. normallik sizin bahçenizdeki havuz değil. bir şeyin doğru olup olmadığına, normal olup olmadığına karar vermenin ne kadar büyük bir yük olduğunu biliyor ve onun altına girmeye korkuyorsunuz. bu yüzden de başkalarının doğru ve normal diye gösterdikleri şeylerin peşinden gidiyorsunuz. kendinize böyle yazık etmeniz beni üzüyor.  
transeksüellerin saldırganlığından başka savunma cümlesi ile karşılaşamadığım bu konuda rutinin bozulmayacağını biliyorum. ve şu düşüncemi araya sokmak istiyorum: yeterince süre boyunca itilmiş muamelesi görürseniz, itilmeye ve korkulmaya uygun şekle gelirsiniz. ben takım maçı kaybetti diye stad yakan heteroseksüeller de gördüm. amerika’da kendi kızından çocuğu olan heteroseksüeller de duydum. türkiye’de transeksüellere ne iş ve güvence veriliyor, ne de saygı gösteriliyor. onların yapabileceği tek şey o da karınlarını doyurabilmek için: fuhuş. 
şimdi gene biraz empati yapalım. kendinizi onların yerine koyun. hatta biraz daha basitleştirelim. toplumun % 80’i erikli su içiyor. siz erikli içemiyorsunuz. damla su içiyorsunuz. ve bu yüzden sizinle dalga geçiliyor. size lakaplar takılıyor. sanki toplum windows da siz hata veren yazılımmışsınız gibi davranılıyor. peki erikli değil de damla su içmek sizde ya da toplumda neyi değiştiriyor? hiç. ikisi de su.
diyeceksiniz ki bu kadar basit mi?
evet basit. ve önemsiz. daha doğrusu “kimseyi ilgilendir”mesiz.
asıl önemli olanın “insan” olmak ve insan haklarını korumak olduğunu unutan insanlar için kimin ne kadar toplumdan dışlandığı ve neler yaşadığı hiç önemli değildir. çünkü onlar asla dışlanmayacaktır onlar hep onay görecektir. onlar “transeksüeller anca fuhuş yapar bana kalsa hepsini pkk ile çatışmaya ön safta yollarım” diyen okumuş eğitilmiş (tartışılır), büyümüş insanlar. ve onlar özgürlük olgusunu hamur gibi işine gelen şekle sokan insanlar.
“onlar” ile tekrar görüşeceğiz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

çitlembik ağacı

beklenti..

bir balkon