adamım

gel be adam,
gel umudumun misafiri ol.
karanlık gecelerde yıldızları seyredip şarap içelim,
güneşli sabahlara uyanalım adını bilmediğimiz kıyılarda.
iki sırt çantası, iki tren bileti
hayatı anlamamız için yeterli.. bakışlarından bir tutam alıp cüzdanımda saklamak istiyorum be adam.
bunun mümkün olacağı yerlere gidelim lütfen.
insanların birbirine günaydın dediği yerlere gidelim.
başka türlü kurtaramayız dünyayı.
seninleyken dünyayı kurtarabilecek bir kudrete sahipmişim gibi geliyor.
bir gezegen nasıl kurtarılır ben bilmiyorum be adamım
ama bir gezegene sarılmak nedir, iyi bilirim..
iyi bilirim, ekmek almaya giden çocuğunu pencerede bekleyen annelerin telaşını.
bizim buralarda telaşlı insanları sevmezler üstelik..
torunlarıma bırakacak tek kuruşum yok leyla..
sana sunabileceğim maddi bir imkanım yok malesef.
ama biz
öyle yerlere gidelim ki seninle,
gökyüzünü seyretsin insanlar haziran aylarında..
bıraksınlar işi gücü,
akşamları eş dost toplanıp sohbet etsinler yıldızların gölgesinde..
herkes kabullensin birgün öleceğini.
çocuklarına gemi satın almak yerine
denizleri sevmeyi öğretsin mesela babalar..
çok şey değil be adamım,


dizlerine uzanıp ölümü beklemek istiyorum..
nerde olduğumuzun bir önemi yok.
saçlarının kokusu burnumda olduğu sürece, nasıl olduğumuzun bir önemi yok..
hep iyi olacağız demiyorum sana,
kötü de olacağız elbet.
düşeceğiz,
aç kalacağız belki
ama olsun be
aç kalmak da güzel şey,
tokluğun kıymetini bildirir insana..
mesela ben çocukluğumda huzurla yediğim domates ekmeği
hiçbir çilingir sofrasına değişmem..
ekmeklerin bayat,
umutların taze olduğu günler vardı be adamım;
gel,
o günlere gidelim seninle..
karnımızı doyuracak azığımız
başımızı sokacak bir çatımız olsa yeter.
gidelim..


Bu blogdaki popüler yayınlar

çitlembik ağacı

doğduğum ev

bir balkon