asıl sorun..

bütün kaybedenler için yazacağım bu gece, bütün yarım kalmışlıklar için. bardağın dibinde yarım bırakılan çay için mesela, mesela kavuşulamayan aşklar için, elde edilemeyen arzular, karnı doymadan uyuyanlar için. kanadı kırılmış kuşlar, boynu bükülmüş güller, susuz kalmış topraklar için yazacağım..
bana inanın dostlarım, bu hayatta bir kez sendelemişseniz eğer yere düşmemek adına yaptığınız bütün hamleler dengenizi biraz daha bozacaktır. neyin yokluğu korkutuyorsa sizi, onun yokluğuyla sınayacak hayat sizi. yürümek istemediğiniz bütün yolları ezberleyecek, bilmek istemediğiniz bütün gerçekleri öğreneceksiniz. bunlar laf olsun diye yazılmış şeyler değil, belki de ilk defa bu kez, yazdıklarımın bir nebze de olsa doğruluk payı var. bana inanın. bu yazı az da olsa ilginizi çektiyse ve yatağa uzandığınızda tekliyorsa sol yanınız bir şeylerin eksikliğiyle, kötü alışkanlıklarınızdan şikayetçiyseniz ama yine de kopamıyorsanız o alışkınlıklardan, tutunamıyorsanız, daha önemlisi tutunmak istemiyorsanız artık, düşmekten değil kalkamamaktan korkuyorsanız, aynı gökyüzüne bakıyoruz demektir. aynı derme çatma evlerde büyüyüp, aynı yollarda dizlerimizi kanattık demektir.
belki aynı hayatları yaşamıyoruz ama aynı acıların anavatanıyız hepimiz. aynı yıldızlara bakıp aynı karanlıktan şikayet ediyoruz.; konuyu nereye bağlayacağım, nerede bitireceğim bilmiyorum.. bu yazıyı yazmanın herhangi bir şeye faydası var mı, şüphesiz ki yok. ama yine de birşeyleri anlatmak istiyor insan, birilerine içini dökmek istiyor. ve en çok da böyle zamanlarda yalnız kalıyor, belki tercih meselesi belki zorunluluk, adı her ne olursa olsun iki taraf için de tek bir gerçek var; salt yalnızlık.
ayakkabının markası, pantolonunun fiyatı, oturduğun evin genişliği ne olursa olsun, kim olursan ol, nerede olursan ol, başını yastığa koyduğun an yüzbinlerce insanla aynı eksikleri özlüyorsun. hayatı anlamış, yaşamın farkına varmış, varoluşunun sadece nefes alıp vermek, uyumak, yemek yemek ve düzüşmekten ibaret olmadığını düşünen binlerce insanla aynı duyguları besliyorsun. bazen düşünüyorum da, bütün yalnızlar, mutsuzlar, umutsuzlar, tutunamayanlar bir araya gelsek, herkes yarasını sarsa en yakınındakinin. artık zemine ulaşmış olmanın verdiği rahatlıkla, daha aşağıya düşme korkusu yaşamadan, arkasına dönüp bakma gereği duymadan yaşasa insanlar. kimse böyle satırlar yazmak zorunda kalmasa ve kimsenin ilgisini çekmese burada yazılanlar.
ne iyi olurdu, böyle akşamlarda başımızı yaslayacak bir omuza sahip olsaydık. ne iyi olurdu, henüz yitirmediğimiz umutlar, karşılaşmadığımız yalanlar, beklemediğimiz bir kaç liman kalsaydı geriye.. ne iyi olurdu bir daha aynı hataları yapma lüksümüz olsaydı.
ne iyi olurdu, tüketmiş olmasaydık bütün ayrılıkları.
ne iyi olurdu, ezberlemiş olmasaydık bütün düşüşleri.
ne iyi olurdu bir yalana daha inanacak iyi niyetimiz kalsaydı.
öyle hayatlar yaşadık ki doslarım, hepimizin elinden hata yapma lüksünü bile aldılar. 
ve bizim asıl sorunumuz
bizi neyin böyle kanattığını
biliyoruz
sorun bu değil
asıl sorun
merhem bulsak, yaramıza sürecek inancımız kalmadı..

Bu blogdaki popüler yayınlar

çitlembik ağacı

beklenti..

bir balkon