özetle..

zaman, mekan, kişiler, kurumlar değişse de üzerime giydiğim bu mağlubiyet yeleğini eskitemedim bir türlü.
sürekli kaybeden taraf olmanın verdiği rahatlıkla yaşadım.
hayatında kaybedecek birşey olmamasının insana verdiği ferahlık, bunu herkes bilmez.
bunu bilmeyenler de zahmet edip bu yazının devamını okumasınlar
zira yazdıklarım onlar için hiçbirşey ifade etmeyecek.
insan satırlarında kendisini bulmadığı bir yazıyı okumamalı.
''kitabım bir milyon satsın da, edebiyatın anasını sikmiş olduğum gerçeğini siktir et'' diyen yazarlarla; ''hoşlandığım kız bunu okuyordu bende alıp kitabın fotoğrafını instagrama attım'' diyen okurları başbaşa bırakalım.
biliyorum yazmak konusunda çok iyi sayılmam, bunu hiçbir zaman iddaa etmedim.
hayatta yazmaktan daha başarılı olduğum alanlar da vardı, hepsini elimden aldılar.
bana da sadece birşeylerin eksikliğini anlatmak kaldı.
maalesef bunun için yazmaktan başka çarem yok.
beni tanımıyorsunuz, okuduklarınız kadarını biliyorsunuz sadece.
şunu da bilmenizi isterim;
benim için yazmak eylemi, delirmemek adına başvurduğum zoraki bir yol.
çünkü toplum kendi kendine konuşan insanları sevmez.
benim gibi oturup acılarını yazanları da bağrına basar.
kalkıp bir çay ısmarlayanın olmaz tabii, ama yazdıklarında birşeyler bulup, çektiğin acıları takdir eden çok kişiyle tanışırsın.
onlar için sadece yazdıkların vardır, bütün varlığın bir kaç yüz kelimeden ibarettir.
yok olmaktan korktuğun için oturur yine yazarsın.
hele biraz da (vıcık vıcık) aşktan, ayrılıktan dem vurduysan, insanların ulaşamadıklarından bahsedip, kendini de sütten çıkmış ak kaşık ilan ettiysen,
işte o zaman kitabın 300 000 satar.
bir de; sosyal paylaşım sitelerinde, yazdığın kıçı kırık yazıları beğenip sana mesaj atan insanları umursamayıp onlara cevap atmama özelliğine sahipen bu iş tamamdır.
karanlık bir fotoğraf, ağlayan bir kadın, yalnız bir bank.
sadece bunları betimleyerek bile üç kitap yazılabilir.
yazanlara şahit oldum. ve bunu okuyanlara da.
bunun konumuzla ne alakası var diyeceksiniz ama;
ben iyi bir insan değilim. iyi bir insan olmak adına hiçbirşey yapmıyorum.
insan en çok; iyi biri olmak adına birşeyler yapmadığı zamanlarda kendisi gibi davranıyor.
yapmacıklıktan gebereceğiz. yalan sevgilerden, yapay ilişkilerden öleceğiz.
ne küresel ısınma, ne deprem, ne iç savaş ne de tsunami...
sonumuz samimiyetsizlikten olacak.
içten bir gülümsenin, güvenilecek bir omuzun, gerçek bir sevginin arayışıyla öleceğiz.
suçu hep başkalarına atacak, hiç giden taraf olmadığını iddia edecek ve bunları söylerken de asla yalandan hoşlanmadığımızı belirteceğiz.
yalanımızı sikeyim.
yalanınızı sikeyim.
yazının devamına ekleyecek o kadar çok şey var ki, hepsini buraya yazamayacağımdan konuyu burada kesiyorum
özet olarak;
sikeyim ne kadar ne varsa..
öleceğiz,
toprak olacağız,
kediler gelip işeyecek üstümüze.
hepsi
ama
hepsi;
işte bu kadar..

Bu blogdaki popüler yayınlar

çitlembik ağacı

beklenti..

bir balkon