yine aklımdan...

yine aklımdan gerçekleşmesi mümkün olmayan şeyler geçiyor. karanlık bir yolda ağır ağır ağır ilerliyorum. attığım her yeni adımda bir öncekini özleyerek.. özlenecek pek bir şey yok, biliyorum. insan her zaman özlenecek şeyleri özlemiyor. malum, garip yaratıklarız. son bir kaç haftadır aşık olmanın eşiğinden dönüyorum. olabilsem ne iyi. ama olamamak da çok dert değil. olmamalı. olmasın diye uğraşıyorum. yoksa, burada uzun uzun gözlerinden bahsedeceğim bir kadın var..

geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda, demiş palyaço adlı şiirinde, adını henüz bilmediğimiz bir abimiz. oğlu hayri uyar'ın dediğine göre bu şiir turgut uyar'a ait değil. ama zaten konumuz da bu değil. bir ilan panosunda yüzünüze rastladınız mı hiç? ne büyük lüks. ben bazen aynaya bakarken bile yüzüme rastlayamıyorum. bu yorgun eller, bu çirkin surat, bu eskimiş duygular bana mı ait? bana mı ait kurduğum cümleler? bu gece, emin olmadığımız şeyleri konuşmayalım. mümkün olduğu kadar dürüst olmalıyız birbirimize karşı. yoksa nasıl seveceğiz. yirmibirinci yüzyıldayız güzelim, biraz samimiyetsiz yaşıyoruz. papatya kokulu mektupları hayal ediyorsan eğer buradan çok uzaklaşmanı tavsiye ederim.

içimden yolcusuz bir tren geçiyor. her korna sesi yeni bir buhran. her durakta bir ümitsiz bekleyiş. son durağa yaklaşırken frenleri patlamış, makinisti tarafından bir şekilde terk edilmiş, eski püskü bir yolcu treni. paramparça olsa haber değeri taşımaz. balatın o dar sokaklarında sırasıyla yanıp kül olan evler gibi. ikiyüzelli yıllık bir evin yanıp kül olması neden haber değeri taşımaz ki? nihayetinde eşyaya değer veren bir toplumuz. toplumuz evet. çok değil, bir duvar mesafesi uzaklıktakilerin bile adını bilmeden yan yana uyuyoruz her gece. eskimiş insanlar buna, komşuluk ölmüş, diyorlar. yolun başındakiler ise pek umursamıyor. maneviyat onlara göre değil.
atasporumuz beklemek. özlemek. karşılıksız sevmek. son dediğim biraz iddialı olacak ama, karşılıksız sevmek konusunda muasır medeniyetler seviyesinin yirmi beş kat falan üzerinde seyrediyoruz. olimpiyatları düzenlense altın madalyalara ambargo koyarız. sayın gençlik ve spor bakanımız bu fikri değerlendirmeli..

Bu blogdaki popüler yayınlar

çitlembik ağacı

beklenti..

bir balkon