bir balkon

bir balkondayım ve yıldızları seyrediyorum.. bütün mevzu bu. öyle pek abartılacak bir yanı yok, yıldızları seyredebileceğiniz sıradan herhangi bir balkon burası. herhangi bir balkon ama öyle alelade bir balkon da sayılmaz aslında. demir parmaklıkların arasından ayaklarımı uzattım ruh halime uygun müzikler dinliyorum. ortamda eğreti duran hiçbir şey yok. buna bitmiş kola şişesi ve yırtılmış cips paketleri de dahil. yıldızlar öyle güzel ki, bu anı yazmasam olmazdı. böyle güzel anlarda hemen kağıda kaleme sarılırım. kimileri fotoğraf çekerek ölümsüzleştirir bu anları, ben, eğer yalnizsam, yazarım genelde. konu hep baska başka yerlere gidiyor olsa da, zihnimdeki ızdıraplar için bir çıkış kapısı olur bu anlar. işte o anlardan birindeyim. şuan bulunduğum sokağın adını sorsanız bilmem. bir kaç yüz metre ötede insanlar gürültü eşliğinde dans ediyorlardı, barlar sokağı diyorlar adına. oraya yakınım.
burada da daha fazla kalamayacağım, yarin sabah gidiyorum. üstelik çantamı da ilk kez geceden hazırladım. istikamet neresi, bilmem. otogara gidip rengini beğendiğim bir firma tabelasının kapısından girer, o an ismini beğendiğim bir yere giderim belki. son haftalarda böyle oluyor. sabit kalamıyorum. kalıcı olamıyorum. kalıcı olmak fikri bunaltıyor beni. eskiyen bir şeyleri hatırlatıyor. eskimiş, alışılmış, zorunluluktan yan yana duran nesneleri anımsıyorum. annemi özledim. annemi fena halde özlüyorum. bu geceye dair net olarak hissettiğim tek sey bu.
yıldızlar güzel, balkonlar güzel, masada duran çöpler bile güzel, bir biz insanlar cirkiniz. kötüyüz, bayağıyız. birbirimize tutunmadan ayakta duramayiz, ama birbirimizi itelemekten başka bir halta yaradığımız yok.. sonumuz tutunamamaktan olacak. sevgiye, iyiye ve güzele...

ars longa'dan göz yaşı şişesi, bunu okuyan herkesten bana armağan olsun.
hepinize, mümkün olduğu kadar, iyi geceler..

Bu blogdaki popüler yayınlar

çitlembik ağacı

doğduğum ev