Kayıtlar

night etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

asıl sorun..

bütün kaybedenler için yazacağım bu gece, bütün yarım kalmışlıklar için. bardağın dibinde yarım bırakılan çay için mesela, mesela kavuşulamayan aşklar için, elde edilemeyen arzular, karnı doymadan uyuyanlar için. kanadı kırılmış kuşlar, boynu bükülmüş güller, susuz kalmış topraklar için yazacağım.. bana inanın dostlarım, bu hayatta bir kez sendelemişseniz eğer yere düşmemek adına yaptığınız bütün hamleler dengenizi biraz daha bozacaktır. neyin yokluğu korkutuyorsa sizi, onun yokluğuyla sınayacak hayat sizi. yürümek istemediğiniz bütün yolları ezberleyecek, bilmek istemediğiniz bütün gerçekleri öğreneceksiniz. bunlar laf olsun diye yazılmış şeyler değil, belki de ilk defa bu kez, yazdıklarımın bir nebze de olsa doğruluk payı var. bana inanın. bu yazı az da olsa ilginizi çektiyse ve yatağa uzandığınızda tekliyorsa sol yanınız bir şeylerin eksikliğiyle, kötü alışkanlıklarınızdan şikayetçiyseniz ama yine de kopamıyorsanız o alışkınlıklardan, tutunamıyorsanız, daha önemlisi tutunmak istemiy...

seni seviyorum...

Resim
Bütün korkulardan ve yalnızlıklardan uzak bir yere oturup her şeyi konuşmalıyız seninle, hayatınla ilgili bilmediğim ne varsa bana anlatmalısın. En yakının olmak isterken, sana bu kadar yabancı kaldığım yeter. Senide daha önceki uzak kaldığım her şey gibi kaybetmek istemiyorum, sana da uzaktan bakmak zorunda kalmak istemiyorum, anlıyor musun? Yıllardır çok farklı acılardan geçtim, geçtim düşlerimden sana geldim. Acılarıma bir yenisini de sen ekle istemiyorum, anlıyor musun? Anlamanı umuyorum, diğer türlüsünü düşünmek bile güç. Daha önce çektiğin bütün acılardan uzak bir yere oturup konuşmalıyız seninle. Hakkımda bilmek istediğin her seyi sormalısın bana, sonra dinlemelisin beni. Söyleyecek pek bir şeyim yok, bir çift söz dışında. İşte, bunca zaman içimde sakladığım sana dair en büyük sırrım; seni seviyorum, seni seviyorum.. 

kimse görmüyor...

Resim
biri bitmeden bir diğeri başlıyor, dur da diyemiyorsun üstelik. ciğere dolan nefes, kana karışan bir madde gibi aniden oluyor bu. yetmiyormuş gibi hep yanlış yer ve yanlış zamana denk geliyor. -benim için doğru yer ve doğru zaman hiç olmayacak gibi- biraz olsun cesaretlenip son vermek istiyorsun bu kara yazgıya, vazgeçiyorsun. ne tür boktan bir şansa sahip olduğunun farkındasın çünkü. -en iyi araba yıkarken yağmura yakalananlar bilir bu durumu- olana bitene razı bir hayat sür mek istiyorsun, bu sefer vicdanın bırakmıyor peşini. kendine hesap vermek zorunda kalıyorsun. düşünceler geceleri bir karabasan gibi çöküyor üzerine, siktir edip uyuyamıyorsun. siktir edilen sensin çünkü. böyle anlarda kimse görmüyor seni, kimse görsünde istemiyorsun zaten. biri başlıyor, biri bitiyor, sen o arada bir yerde yanıyorsun, ama duman çıkmıyor. ölüyorsun, bir tek kayıtlara geçmiyor.. 

bir daha...

Resim
Gündelik sıkıntıların peşinden sürüklenip gidiyordum. Bugün dünün, yarın da bir önceki günün aynısı gibi geliyordu hep. Gibi de değil hatta, aynısı oluyordu. Her ne kadar bir şeyleri değiştirmek istesem de bu mümkün değildi. Herkesin hayatında belli dönemlerde bir mucize, bir dönüm noktası olmuştur yukarılara doğru. Ben de işler hep daha aşağılara doğru il erledi. Öyle ki soranlara olan biteni ne yazarak, ne de konuşarak anlatabiliyordum. Bu yorgunluğun, bu beter halin hiçbir dilde tarifi yoktu çünkü. Alışmıştım ama. Hatta yaşadıklarıma bir de iyi yönden bakmayı deniyordum. Büyümüştüm. Uzayan sakallarımın arasından görünmüyordu artık yüzüm. Değişmiştim. Bir daha hiçbir şey kolay kolay acıtamazdı canımı. Bir masalın mutlu sonla biteceğine inandırmışlardı beni, öyle olmadığını kitabın sonunda anladım. Tüm bunlara sebep olanı, ya da olanları çoktan unuttum. Ama yaşadıklarımdan öğrendiklerim hep aklımda kaldı. Senden sonra hayatıma girmek isteyenler oldu mesela, hiç oralı olmadım. Senden...

tahammül..

Resim
Ben bir daha asla bir başkasına böyle yenilmem diyordum, asla bir daha bu kadar yanmaz canım diye düşünüyordum. Yanılmışım, her zamanki gibi.. Hayatıma giren herkes, sanki büyük bir hayal kırıklığı olarak kalmak için yapıyor bunu. Ben kötü biri değilim, yemin ederim. Yaşadıklarımı hakedecek tek bir kötülük yapmadım. Peki sebebi nedir bu içime düşen ateşin? Nasıl yanıyor canım bilseniz, sönmesi içi n oturup ağlayasım var geceden sabaha. Kimin hakkımda ne dediği umrumda bile değil. Çocuk gibi olduğumu düşünsünler, hatta hiç büyümediğimi. Onlara içimi açıp yaramı göstersem, 'geçer' derler. Hiç geçmesin istediğin yaraların güzelliğini kimseye anlatamazsın. Ben bir daha sevmem de kimseyi diyordum, büyük konuşmanın cezası ağır oldu, böylesini hiç beklemiyordum. Hangi ara sevdim seni, hangi ara da böylesine bağlandım sana ki senden öncesini unutur oldum. Sorular sorup duruyorum kendime, hayatında onca gereksiz insan yer edinmişken neden beni küçücük bir yere de olsa sığdıramıyordun? K...

velhasıl...

Resim
İnsan her gün en az bir kere "ulan yaşamak güzel şey bee" diyebilmeli.. Hala sağlığı yerindeyken hayatını bu şekilde yaşamalı.. Gündelik hayatın saçma kaygılarından, saçma sapan telaşlardan kurtulup, hala sorunsuz nefes alıp verebiliyorken bunun tadını çıkarmalıyız. Az önce tekerlekli sandalyede gülümseyen birini gördüm. Yarın onun yerinde olmayacağımızın garantisi yok. Yürüyebiliyor olmanın kıy metini bilin... Acı eşiğimiz o kadar yükseldi ki artık; çoğu insanın, başına geldiğinde acıdan kahrolduğu şeyleri, biz gülümseyerek karşılayabiliyoruz. Bu bir marifet değil tabi ki.. Ama yeterince acı çekmeden hayatın gerçekçiliğini anlayamıyor insan. Saçma sapan şeyleri kendimize dert ediyoruz. Yarın ameliyat olacağınızı düşünün,şuan dert ettiğiniz şey bundan daha mı önemli? Tabi ki değil... Velhasıl; Sikeyim bu dünyanın maddiyatını, aşkını, işini, kariyerini. Bana sadece sağlığım lazım, bir de istediğim saatte uyanabilme özgürlüğüm.. 

ben olsam...

Resim
yavaş yavaş ezberliyorduk herseyi.. hayatın adaletsizliğini, insanların ihanetlerini, yıkılan hayalleri, kabul olmayan dualari, geçmeyen geceleri, kaçırılan otobüsleri, gelmeyen gemileri, son dakika yatan kuponları.. hayata dair ne varsa öğreniyorduk. çocukluğumuz enteresan bir döneme denk gelmişti. şikayetçiydim bu durumdan, fazlasıyla şikayetçiydim.  insanlara hiçbir konuda ümitsiz olmamalarını  tembihliyordum ama en iyi de ben biliyordum aslında ümit etmenin hiçbir halta yaramadığını. defalarca görmüştüm bunu, defalarca yaşamıştım. hala birşeyler için gayret göstermeye çalışıyordum ama bir amacım yoktu. bir yaşam belirtisi olarak yapıyordum bunu. çaba gösteriyorsam, umut ediyorsam yaşıyorumdur, politikası izliyordum. fazlasına mecalim yoktu. kimsenin yokluğu acıtmıyordu canımı artık. daha kötüsü, kimsenin varlığı da mutlu etmiyordu.. yalnızken mutlu hissediyordum kendimi. yani yalnızken ne kadar mutlu olunabilirse o kadar mutlu hissediyordum. en azından şüphe duymuyordum ar...

sesinde...

Resim
Sesinde ne var biliyor musun?  Cuma günleri dağılan bir ilkokul bahçesi var.. Sesinde ne var biliyor musun?  Cemal Süreya'nın yazıp yazıp sildiği satırlar var. Sesinde ne var biliyor musun?  Kimsesiz bir çocuğun ellerini ısıttığı ateşin sıcaklığı var.. Sesinde ne var biliyor musun?  Şehrin en kalabalık caddesine oturup, klarnetiyle ayrılık şarkıları çalan adamın hüznünden var.. Sesinde ne var biliyor musun? Kör bir ressamın, aşık olduğu kadını çizdiği tablolar var. Sesinde ne var biliyor musun? ilk defa aşık olmuş bir çocuğun, sevdiği kıza açılırken kızaran yanakları var.. Sesinde ne var biliyor musun? Boğaz manzaralı bir balkonda kurulmuş rakı sofrası var.. O sofrada edilen dost muhabbetleri var.. Sesinde ne var biliyor musun? Sesinde karadeniz var. ve artvin yaylaları ve toroslar.. ayder yaylasında meleyen kuzular var.. Senin sesinde bir çobanın sevdiğinin gözleri var...

doğa olayı...

Resim
Ağır ağr esen rüzgar, bütün şehre adaletli bir şekilde dağıtıyordu saçlarının kokusunu… Saçların dalgalanırken rüzgarda, bir kaç teli yüzüme çarpıp geçerken ilahi bir jilet gibi; Hey Bayım, ben mucizelere inanmazdım hiç, çocukkende inanmazdım devlere, cücelere ama bu yani böyle dalgalanması saçlarının, yani yüzüme çarpması bütün ihtişamıyla-bu anı yüzyıllar boyu hiç susmadan anlatabilirim- şahit oldğum en büyük doğa olayıydı

Emre Itaat

Resim
tanrının bana; al ne yazacaksan bunu düşünerek yaz deme şekliydin. konunun seninle bir alakası yok, benimki sadece verilen emire itaat etmek.

Vurun İpneye

Türkiye'de Eşcinsel Olmanın Geniş Halk Yığınlarında ki İfadesi; - Vurun İpneye !!! - Bir eşcinsel ya da bir lezbiyen, Türkiye'de yaşarsa onu nasıl bir kader ya da olaylar zinciri bekler? Işte Türkiye'nin genel geçer bir alt toplumsal panaromasını kolaylıkla gösterebilecek çarpıcı bir soru. Ekinler sararmaya yüz tutmuştu. Tarlabaşı'nın köhne dar, içiçe geçmiş, handiyse düşmemek için sırtlarını birbirine dayamış gibi duran, Rumlardan kalma, eski, ahşap evlerin içinde ki eşyalar, doğulu, karadenizli, ekin sarartısını yansıtıyordu. Ölgün, solgun eletrik lambalarının ışığında... Gerçek hayat bu işte. Sanki sokağın, insanların gerçekleri, bu kimbilir kimlerin eskicilere bırakıp da terkedip gittiği ve şimdi bu evlerde yaşayanların üç beş kuruşa, hatta belki de bedavaya getirdiği pörsümüş ama hayat dolu eşyalarda gizliydi. Tarlabaşı; biraz doğu, biraz güneydoğu, biraz doğu karadeniz, Carlos Gülhanlar, Jilet Denizler, Şopar Erollar, Laz Kemaller, Şilaki Cen...

Son Mektup

yanıldım... senin hakkında yanıldım. Bunu kabuletmek zor olsa da gerçeklerle yüzleşmeliyim. Sen çözemediğim bir bilmecesin... seni çözmeye anlamaya çalıştım. Ben ısrarla üzerine gittikçe sen bunu bir meydan okuma gibi lıp bana karşı durdun. Bir kplumbağa gibi senden yavaş yavaş uzaklaşmamı sağladın. Sevdim... bens eni sevdim. Duru bir su gibiydi sana olan sevgim. Ne aman sıkılsam, üzülsem seni düşündüm. Düşlerimde seninle sahilde yürüdük. Dalgalar ayaklarımıza çarpardı. Benim güzel düşüncelerim arsız düşlerimdin. Fakat sen değiştin. Neden bunu yapıyor? Diye düşündüm. Geceler bu soruyla uzadı.. birde ucuz şarp ve sigaraya katık olan eski caz plaklarıyla. Sonunda cevabı buldum. ''insan duru suya baktığında kendi aksini görür'' sende benim sevgimde kendi aksini gördün. Sırtında sorumlulukları kambur olmuş, hiç risk almayan, gözlerinde karamsarlıktan ışık kalmamış, yaşamaktan korkan en zyıf noktasının sevmek olduğunu düşünen, en iyi silahı işi olan, uyumayı unu...

Sahipsiz Kedi ve Masum Fahişe

    Sahipsiz Kedi Ve Masum Fahişe Soğuk bir kış gecesi. Sabah yağan karın beyazlığı halayerlerde. Caddeler kaldırımlar yğmur ve pislik içinde. Delice esen yakıcı rüzgar evlerin bacalarıyla oynaşmakta. Perdeler dışarının soğuk ve gri görüntüsünü sansürlemek istercesine içine kapanmış pernecerelerde. Norml insanlar bu sate üçüncü uykularında olmalı. Odlrın işiklarıise çoktan sönmüş. Kendini saran gizemli bir kararatıya teslim olmuş İstanbul. Gökyüzü iyice zifire bağlamış yağmur desen karın ardından ha yağdı ha yağacak.. kesik kuyruklu ürkek bir kedi dolaşıyor sokaklarda ürkek ürkek. Boynunu bükmesinden ve bşını ara ara ufak ayaklarının altına almaya çalışmasından belli üşüyor olduğu. Mini minnacık adımlarını atarken ürkek bakışlarla kendisine halinden anlayan bir yandaş arıyor olmalı, bu saate tek başına dolaştığına göre koca koca dinlerin kader ve alınyazısı dediği lanet kendini en acımasız yüzüyle küçük kendiye göstermiş olmalı. Ana kapısı sokaktaki herşeye karşı kitlenm...

böyle..

Resim
Ben bir daha asla bir başkasına böyle yenilmem diyordum, asla bir daha bu kadar yanmaz canım diye düşünüyordum. Yanılmışım, her zamanki gibi.. Hayatıma giren herkes, sanki büyük bir hayal kırıklığı olarak kalmak için yapıyor bunu. Ben kötü biri değilim, yemin ederim. Yaşadıklarımı hakedecek tek bir kötülük yapmadım. Peki sebebi nedir bu içime düşen ateşin? Nasıl yanıyor canım bilseniz, sönmesi içi n oturup ağlayasım var geceden sabaha. Kimin hakkımda ne dediği umrumda bile değil. Çocuk gibi olduğumu düşünsünler, hatta hiç büyümediğimi. Onlara içimi açıp yaramı göstersem, 'geçer' derler. Hiç geçmesin istediğin yaraların güzelliğini kimseye anlatamazsın. Ben bir daha sevmem de kimseyi diyordum, büyük konuşmanın cezası ağır oldu, böylesini hiç beklemiyordum. Hangi ara sevdim seni, hangi ara da böylesine bağlandım sana ki senden öncesini unutur oldum. Sorular sorup duruyorum kendime, hayatında onca gereksiz insan yer edinmişken neden beni küçücük bir yere de olsa sığdıramıyordun?...

boş işler

Literatürde, hissettiğim şeylere karşılık olacak kelimeler yok. Bu yüzden anlatamıyorum. Bu yüzden anlayamıyorsunuz Bu yazdıklarımı aşkla meşkle falan bağdaştırmayın. O mevzular için canını sıkacak biri değilim.Ben ilkokul 3ten sonra bıraktım o mevzuları. Malesef ki çoğu insanın mutlu olmak için tek ölçütü aşk. Mutsuz olmak içinde öyle.  Bu öyle bişey değil ki lan, hayat böyle bişey değil. Bedenen değil,akıl olarak büyüdüğünüzde nedemek istediğimi anlayacaksınız. aşkınızın ayrı,o 3kuruşluk aşk acılarınızın ayrı içine tüküreyim

Kötü

Resim
Ben ne vakit şiir okusam sen gelirsin aklıma..  Ne vakit seni düşünsem, adı şiir olur hecelerimin..  Kimi zaman çocukluğumdan kalan bir anıda bulurum seni, kimi zaman geleceğe dair hayallerde..  İçtiğim suya, yediğim lokmaya, aldığım her nefese biraz sen katarım .. Biraz gözlerini alırım, biraz hayalini.. Sonra başlarım boş kağıtlara seni anlatmaya.. Gelmediğin her gün için bir şiir yazarım, ve sen yazdığım her şiirde biraz daha uzaklaşırsın.. Uzak olman düşüncesi kötü, çok kötü. Aylar oldu görmeyeli seni, ve yıllar oldu bir tene sıkı sıkı sarılmayalı.. Çok uzun zaman oldu içten bir seviyorum'a rastlamayalı.. Sana gelirsek ; Sen zaten hiç yanımda olmadın, ama hep vardın sol 'yanımda'..

When the night comes fallin from the sky

Tum gunun bogrume yumruk gibi indigi yarinin bir yumru gibi bogazima takildigi saatler.. odanin tavaninda biriken sigara dumanlariyla sekiller kurup hayallere teslim yalnizlik.. Bugunu dunle, yarini bugunle iliskilendirmenin ve yorgunluga kidem kazandirmanin saatleri.. insanin kendi kendisini onemsemesi kendisinin kiralik katilidir aslinda.. tuhaftir ki bencillerse yasarlar.. Benim kurdugum, dusup kirilir diye korktugum düşlerimle ayagina basip saygisizca raks ederlerken yasarlar.. Bense sadece yazarim.. Yazan kisiye baskasinin yasamini yazmak yada bir baskasin kendi satirlarinda yer vermek lanettir belkide.. Yasamim zaten bana ait degil, bari yazilarim olsun.. ki ben bu satirlari bile 5para etmez bir telefondan onlarca kez duzelterek bir baskasi icin yaziuorum Düşlerimde kaybolmus sehir, sehirde kaybolmuş aşk, aşkta sonmus sigaralar, sigaralarima tat veren sarkilar, sarkilara adanmis hayatlar, hayatlari kimsenin umrunda olmayan insanlar.. Ne kadar anlam vermeye calisirsam calisayim, ...

Kendi Dizelerim [Mağlup Çocuk]

Bu cumada ofisimden çıkar çıkmaz dudaklarımda “mad word” şarkısıyla soluğu Jersey nehrinin kıyısında alacağım. Limanın uyku düşkünü mağrur gözlerine baharı nakşeden balıkçı teknelerinin yorgun sakinleri, durulmuş sevdaların ahengiyle çekerken ağlarını, her şeye geç kalmış insanların telaşı dökülecek parmaklarımdan. Tükenen haftanın boşalttığı beynimi NY Time sın kültür sanat ekleriyle dolduracağım. Bir türlü okunamayan kitapların acımtırak tortusu çökecek yüreğime, yan masada oturan çocuğun gözlerinde ki dalgın kurguda yer bulamamak gibi. Güneşin ufka salınışında ki monotonluk bayatlamış yemek kokusu gibi çökecek üzerime… “Ben sığınacak bir liman aramıyorum, ben açık denizlerde dalgalarla boğuşa boğuşa tükenmek istiyorum” diye haykıracağım gri New York semalarına… İçimde boğulup giden sesimi duymuş gibi yapıp yüzüme baktığını sanacağım insanların… Ağırlaşan başım önüme düşerken kendimi en iyi tasvir eden o dizelerimi mırıldayacak dudaklarım ; “Ey Her sabah Kahraman, her akşam mağlup ...