Kayıtlar

When the night comes fallin from the sky

Tum gunun bogrume yumruk gibi indigi yarinin bir yumru gibi bogazima takildigi saatler.. odanin tavaninda biriken sigara dumanlariyla sekiller kurup hayallere teslim yalnizlik.. Bugunu dunle, yarini bugunle iliskilendirmenin ve yorgunluga kidem kazandirmanin saatleri.. insanin kendi kendisini onemsemesi kendisinin kiralik katilidir aslinda.. tuhaftir ki bencillerse yasarlar.. Benim kurdugum, dusup kirilir diye korktugum düşlerimle ayagina basip saygisizca raks ederlerken yasarlar.. Bense sadece yazarim.. Yazan kisiye baskasinin yasamini yazmak yada bir baskasin kendi satirlarinda yer vermek lanettir belkide.. Yasamim zaten bana ait degil, bari yazilarim olsun.. ki ben bu satirlari bile 5para etmez bir telefondan onlarca kez duzelterek bir baskasi icin yaziuorum Düşlerimde kaybolmus sehir, sehirde kaybolmuş aşk, aşkta sonmus sigaralar, sigaralarima tat veren sarkilar, sarkilara adanmis hayatlar, hayatlari kimsenin umrunda olmayan insanlar.. Ne kadar anlam vermeye calisirsam calisayim, ...

Cinsiyet Faşizmi Günlükleri: Eşcinsellik, Etiket Ve Güdümlü Toplum.

bu sabah öpüşen iki adamın fotoğrafını paylaşan ve birinin üzerinde fb forması olduğu için altına “işte fenerbahçeliler böyle ibnedir! ehuehueh!” yazan, ortaokulu liseyi birlikte okuduğum adamı arkadaş listemden sildim. peki ben bunu neden yaptım..? taraftarlıkla, fenerbahçeli olmamla falan alakalı değil bu. “ibne beşiktaş, ibne fenerbahçe, ibne bilmemne spor” demek çok farklı. evet çirkin ama farklı.. eşcinseller üzerinden, bu sözde(!) komediyi yapmak çok farklı. hoşgörü, saygı, adalet, ahlak, sevgi gibi kavramlar; memleket, ırk, din, dil, cinsiyet, cinsel tercih gibi sahte tümseklere takılıyorsa bir insanın zihninde, ileride sırf canı istediği için sadece gözlük takanları, tek parmağı olmayanları ya da ne bileyim saçlarını sağa değil de sola ayıranları da bu kavramlardan farklı bir köşeye itebilir. yani belli mi olur? yapar yapar.. insanın hayatta kalma mücadelesine hiçbir katkısı olmayacak kürkü (bir de kürk zarar görmesin diye kazma ile) için bir foku öldüren adam ...

Anayasa LGBTT Komisyonu Basın Açıklaması

16.02.2008ANAYASA LGBTT KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK HERKES İÇİN; EŞCİNSELLER HARİÇ… Özgürlük ve eşitlik herkesin hakkı olduğu için CİNSEL YÖNELİM ve CİNSİYET KİMLİĞİ AYRIMCILIĞI ortadan kaldırılmalı ve temel insan haklarından olan lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel bireylerin hakları tanınmalıdır. Hükümet önce, “toplumun her kesimini kapsayan bir anayasa” yapacağını ilan etti. Ardından, Anayasa önerisinin Meclis’e sunulması öncesinde, “toplumun tüm kesiminden sağlanacak katkıları” beklediklerini açıkladı. Fakat biz LGBTT örgütleri olarak taleplerimizi ilettiğimizde özgürlük ve eşitlik için 22. yüzyılı beklememizi söyleyerek, LGBTT bireylerin temel insan haklarını yok saydılar.TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu’nun, anayasal eşitlik ve özgürlük taleplerini birbirine şart koşarak haklar hiyerarşisi dayatmasını LGBTT örgütleri olarak kabul etmiyoruz! Anayasa LGBTT Komisyonu olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasının tüm vatandaşlar...

New York Times dan

N.Y 17 yasinda bir lise öğrencisi iken 1996 yılında yazmış olduğu bi intihar mektubu : Canimdan cok sevdigim annem ve babam´a Sabah uyandiginizda anne yine odama gelip beni uyandirmak isteyeceksin. Belkide bu defaki soguk tenimin sucunu, geceleri ictigim sigara dolayisiyla acik biraktigim pencereye yükleyeceksin. Ama bu defa ben kalkmayacagim anne. Cok düsündüm cok tarttim hayatin hafifligiyle kalbimin agrilarini . Bir cok sorunuz belki yanitsiz kalacak biliyorum. Ama bu dakika hicbirini aciklamaya yetmez artik. Ben bosverdim sizde bosverin. Bu odada kafami yastiga koyup tavana baktigim günlerin anisi geciyor gözlerimden. Yüregim cok burkuldu anne , ne yalniz kalabilmeyi becerebildim nede bir birlikteligin bir parcasi olabilmeyi. Beni ölüme götüren yolun hic mümkünü olmayan bir hayat oldugunu anladim. Hayatim boyunca hic birseye karar veremedim belki ama bu intihar sanirim hayatimdaki en önemli kararim. Kimsenin sucu yok sadece birilerini ben kaldiramadim

Bir Yazarın Ölümü

Central Park manzaralı evimin kirli penceresinin kenarında ki antika masanın üzerinde bulunan sarı kaplı kirli beyaz yapraklı göz alıcı bu defterle karşılaşacaksın; simsiyah bir dolma kalem ve deftere bu dolma kalemle düşülmüş olduğu bariz belli bir not bulacaksın. “Tahtakurularının ve hamam böceklerinin tıkırtısı kulaklarımda uğuldayacak diye uyumayacağım” Uykusuzluğumun nedenini araştıracak olan psikolog bir akrep tarafında yelkovan bölgesindeyken sokulacak….. Hamam böceklerinin ve karafatmaların dolaştığı kafatasımda ki örümcek ağlarını tiksinerek temizleyecek ve şakağımda ki o minicik kapkara yuvarlak deliğe ulaştığında haşaratlardan korkmanın bedelini ağır ödediğimi düşüneceksin… Yalnız, deliği kurşun deliğine benzetemeyecek ve dolma kalemimle o deliği açtığıma inanmak istemeyeceksin… Defalarca terimizle ıslanmış kirli çarşafları yüzüme dolayacaksın hamam böceklerinden tiksinerek… “Yazmak suça iştirak etmektir” diye düşünecek hakim ve ölümümden sorumlu tutulacaksın…

Kendi Dizelerim [Mağlup Çocuk]

Bu cumada ofisimden çıkar çıkmaz dudaklarımda “mad word” şarkısıyla soluğu Jersey nehrinin kıyısında alacağım. Limanın uyku düşkünü mağrur gözlerine baharı nakşeden balıkçı teknelerinin yorgun sakinleri, durulmuş sevdaların ahengiyle çekerken ağlarını, her şeye geç kalmış insanların telaşı dökülecek parmaklarımdan. Tükenen haftanın boşalttığı beynimi NY Time sın kültür sanat ekleriyle dolduracağım. Bir türlü okunamayan kitapların acımtırak tortusu çökecek yüreğime, yan masada oturan çocuğun gözlerinde ki dalgın kurguda yer bulamamak gibi. Güneşin ufka salınışında ki monotonluk bayatlamış yemek kokusu gibi çökecek üzerime… “Ben sığınacak bir liman aramıyorum, ben açık denizlerde dalgalarla boğuşa boğuşa tükenmek istiyorum” diye haykıracağım gri New York semalarına… İçimde boğulup giden sesimi duymuş gibi yapıp yüzüme baktığını sanacağım insanların… Ağırlaşan başım önüme düşerken kendimi en iyi tasvir eden o dizelerimi mırıldayacak dudaklarım ; “Ey Her sabah Kahraman, her akşam mağlup ...