Kayıtlar

Dördüncüden Haber Yok

Resim
Hacettepe Tıp Fakültesi ikinci senedeydim. Pazartesi sabahları benim için tam bir kabus olurdu Sınıftaki beş kız kendi aralarında moda üzerinde konuşurken otuz erkekten büyük bir bölümü maç sonuçları üzerind eküfür kıyamet hararetli yorumlar diğerleride becerdikleri ya da becermeyi hayal ettikleri karı/kızlar hakında atıp tutarlardı. Boysa benim hafta sonu yaşantımı, geçmiş aşklarımı, kayıplarımı, heyecanlarımı, düşlerimi anlatabileceğim kimse yoktu. Gerçi yıllardır açık bir insandım ve gerek sınıf birincisi olmamdan kaynaklı ders konularında gerekse hepsini sustuduğum spor konularında ki muhabbetlerde bile aranılan bir adamdım ama yine de içimde bir parça kendimi gerçek anlamda ifade edemediğim birinin acısını, eksiğini duyardı. Bu anlamda yalnızdım. Ders aralarında büyük bir ümitle koşardım kantine.. herkesin tüzüne bakar muhabbetlerini dinler beden dili analiz dersinden öğrendiğim kadarı ile davranışlarını okumaya çalışırdım ama hayır.. benim kendi dilimden konuşabileceğim ...

böyle..

Resim
Ben bir daha asla bir başkasına böyle yenilmem diyordum, asla bir daha bu kadar yanmaz canım diye düşünüyordum. Yanılmışım, her zamanki gibi.. Hayatıma giren herkes, sanki büyük bir hayal kırıklığı olarak kalmak için yapıyor bunu. Ben kötü biri değilim, yemin ederim. Yaşadıklarımı hakedecek tek bir kötülük yapmadım. Peki sebebi nedir bu içime düşen ateşin? Nasıl yanıyor canım bilseniz, sönmesi içi n oturup ağlayasım var geceden sabaha. Kimin hakkımda ne dediği umrumda bile değil. Çocuk gibi olduğumu düşünsünler, hatta hiç büyümediğimi. Onlara içimi açıp yaramı göstersem, 'geçer' derler. Hiç geçmesin istediğin yaraların güzelliğini kimseye anlatamazsın. Ben bir daha sevmem de kimseyi diyordum, büyük konuşmanın cezası ağır oldu, böylesini hiç beklemiyordum. Hangi ara sevdim seni, hangi ara da böylesine bağlandım sana ki senden öncesini unutur oldum. Sorular sorup duruyorum kendime, hayatında onca gereksiz insan yer edinmişken neden beni küçücük bir yere de olsa sığdıramıyordun?...

boş işler

Literatürde, hissettiğim şeylere karşılık olacak kelimeler yok. Bu yüzden anlatamıyorum. Bu yüzden anlayamıyorsunuz Bu yazdıklarımı aşkla meşkle falan bağdaştırmayın. O mevzular için canını sıkacak biri değilim.Ben ilkokul 3ten sonra bıraktım o mevzuları. Malesef ki çoğu insanın mutlu olmak için tek ölçütü aşk. Mutsuz olmak içinde öyle.  Bu öyle bişey değil ki lan, hayat böyle bişey değil. Bedenen değil,akıl olarak büyüdüğünüzde nedemek istediğimi anlayacaksınız. aşkınızın ayrı,o 3kuruşluk aşk acılarınızın ayrı içine tüküreyim

Kötü

Resim
Ben ne vakit şiir okusam sen gelirsin aklıma..  Ne vakit seni düşünsem, adı şiir olur hecelerimin..  Kimi zaman çocukluğumdan kalan bir anıda bulurum seni, kimi zaman geleceğe dair hayallerde..  İçtiğim suya, yediğim lokmaya, aldığım her nefese biraz sen katarım .. Biraz gözlerini alırım, biraz hayalini.. Sonra başlarım boş kağıtlara seni anlatmaya.. Gelmediğin her gün için bir şiir yazarım, ve sen yazdığım her şiirde biraz daha uzaklaşırsın.. Uzak olman düşüncesi kötü, çok kötü. Aylar oldu görmeyeli seni, ve yıllar oldu bir tene sıkı sıkı sarılmayalı.. Çok uzun zaman oldu içten bir seviyorum'a rastlamayalı.. Sana gelirsek ; Sen zaten hiç yanımda olmadın, ama hep vardın sol 'yanımda'..

Merak Ediyorum!

Resim
Merak ediyorum, sende beni merak ediyor musun? Herhangi bir saatte, herhangi bir ruh haliyle, can sıkıntısından sarıldığın televizyon kumandasıyla kanalları zaplarken, adımın geçtiği bir diziye rastlamıyor musun? Ben sana çok rastladım, ağlayacak gibi oldum her seferinde.. Ağladım da, sen ağlama...  Kaç gün oldu görüşmeyeli, saydın mı? ben 21'de tıkandım... Unutmadan, sana gel diyecek kadar aciz bir haldeyim. (gel)... Dışarı bile çıkmıyorum uzun zamandır. Markete annem, ufak kardeşim gidiyor..Yanlış sigaradan alıyorlar her seferinde.. ama olsun, sen yokken yaktığım her sigara, marlboro gibi siniyor içime.. Marlboro'da ki ''r'' kadar önemsiz yani markası.. Balkona çıkıp sokağı seyrediyorum sık, sık.. Sokağın başında elinde bir şişe şarap, tek dal sönük sigarayla bağıran deli çekiyor dikkatimi. Diyor ki; ''Ey terk edilenler, muhtaç olduğunuz kudret, yalnızca bir kişinin dudaklarından çıkacak 2 kelime, 1 cümle, 13 harfden ibarettir.. Ve bu hiç bir zaman olm...

Gün Işımadı mi Oralarda da

Simdi bir yerlerde, Aciyla islaniyor uzun havalar. Bir yerlerde yaslı ter dokuluyor topraga. Can veriyor biri buklum buklum ipe. Uc bes dizeye sigdirmaya calisiyor da sevdasini, Kan siziyor parmaklarindan bir ergenin. Alacakaranlikta ışık serpiyor sokaklara veletler. Yasakli düslerini koyup yataginda, Gül yüzlü sevdigini, Manzarasiz odalarin masa başlarina tasiyor bir ihtiyar. Kaçinci iş saatleri kimbilir, Asfalt döküyor işçiler, Siradan gibi görünen bir sabaha. Ama kirginliklarla, Ama sıkıntilarla, Gün ışıdı sevdiğim, uyan. Hala kan siziyor parmaklarimdan

Yolculuk

Ellerim boşluğa kayıyordu. Avuçlarım terliydi ve bir cinayetten geliyordu vakit sanki, tedirgin ama sakin... En son gördüğüm düşü anımsıyorum da; ellerin bomboştu yine ama bir şeylerin izi vardı. Ya bir şeye tutunmaya çalışmışlardı ya da bir şekilde uzun süre sımsıkı tuttuğu nesneyi tutmaktan vaz geçmişlerdi. Terli ve titrekti ellerin, ben onlara bakarken... Korkuluydu gözlerim ve yüreğim yeni kurtulmuştu sanki bir sevdadan. Ayakta dimdik durup ellerimi seyrediyordum. Odaya sakin ve ılık bir esinti girdi. Vücudum ürperiyordu. Hastalanacaktım. Ya da aklıma gelen bir şey tüylerimi diken diken ediyordu. Bilemiyorum şimdi... Uzun yürüyüşlere çıkmalıydım sanki. Uzun süre bir şeyleri aramak ve bulmak için yollara düşmeliydim. Ruhum bu anlamsız 'yalnız'ı kaldıramıyordu. Bir yerlerden bir müzik sesi geliyordu. Gerçekten bunu duyuyor muydum, yoksa ben mi bir şarkı mırıldanıyordum? Uzun süre hiçbir şey konuşmadan oturduk öylece. Beni uğurlamaya gelmişti, yolda okum...