Kayıtlar

asıl sorun..

bütün kaybedenler için yazacağım bu gece, bütün yarım kalmışlıklar için. bardağın dibinde yarım bırakılan çay için mesela, mesela kavuşulamayan aşklar için, elde edilemeyen arzular, karnı doymadan uyuyanlar için. kanadı kırılmış kuşlar, boynu bükülmüş güller, susuz kalmış topraklar için yazacağım.. bana inanın dostlarım, bu hayatta bir kez sendelemişseniz eğer yere düşmemek adına yaptığınız bütün hamleler dengenizi biraz daha bozacaktır. neyin yokluğu korkutuyorsa sizi, onun yokluğuyla sınayacak hayat sizi. yürümek istemediğiniz bütün yolları ezberleyecek, bilmek istemediğiniz bütün gerçekleri öğreneceksiniz. bunlar laf olsun diye yazılmış şeyler değil, belki de ilk defa bu kez, yazdıklarımın bir nebze de olsa doğruluk payı var. bana inanın. bu yazı az da olsa ilginizi çektiyse ve yatağa uzandığınızda tekliyorsa sol yanınız bir şeylerin eksikliğiyle, kötü alışkanlıklarınızdan şikayetçiyseniz ama yine de kopamıyorsanız o alışkınlıklardan, tutunamıyorsanız, daha önemlisi tutunmak istemiy...

özetle..

zaman, mekan, kişiler, kurumlar değişse de üzerime giydiğim bu mağlubiyet yeleğini eskitemedim bir türlü. sürekli kaybeden taraf olmanın verdiği rahatlıkla yaşadım. hayatında kaybedecek birşey olmamasının insana verdiği ferahlık, bunu herkes bilmez. bunu bilmeyenler de zahmet edip bu yazının devamını okumasınlar zira yazdıklarım onlar için hiçbirşey ifade etmeyecek. insan satırlarında kendisini bulmadığı bir yazıyı okumamalı. ''kitabım bir milyon satsın da, edebiyatın anasını sikmiş olduğum gerçeğini siktir et'' diyen yazarlarla; ''hoşlandığım kız bunu okuyordu bende alıp kitabın fotoğrafını instagrama attım'' diyen okurları başbaşa bırakalım. biliyorum yazmak konusunda çok iyi sayılmam, bunu hiçbir zaman iddaa etmedim. hayatta yazmaktan daha başarılı olduğum alanlar da vardı, hepsini elimden aldılar. bana da sadece birşeylerin eksikliğini anlatmak kaldı. maalesef bunun için yazmaktan başka çarem yok. beni tanımıyorsunuz, okuduklarınız kadarını bili...

David Cronenberg'in Spider filminin/senaryosunun psikanalitik değerlendirmesi

Resim
(Macaristan'da psikoloji okuyan eski sevgilimin yoğun israrı üzerine yaptığım ödevi.. ki hiç tarzım değildir başkasının ödevini yapmak.. bakalım sınıfı geçebilecek mi?) Bu sunumumda David Cronenberg'in 2002 yapımı olan Spider filmini ana karakterin (Dennis Cleg) psikoz kategorisi içinde değerlendirilen şizofrenisiyle, karakterin birebir gözünden geriye dönüşlerle izlediğimiz sorunlu Ödipal senaryosunu temele oturtarak psikanalitik bir açıdan inceleyeceğim. Sizlere Örümceğin akli durumunun hayali dünyasına, halisülasyonlarına ve özellikle de 'anne imagosuyla' ilgili olan tekrar saplantısı bozukluğuna (repetition compulsion) nasıl etki ettiğini göstereceğim. Filmin izleyici yorumuna oldukça açık olduğunu ve bu yüzden de sadece bir tane çözümlemenin yapılamayacağını düşünüyorum. Ben bu analizimde Örümceğin anne figürünü ikiye ayırmasının ve sonunda da öldürmesinin altında yatabilecek olan nedenleri iki altmetin üzerine odaklanarak paylaşmak istiyorum. Şunu beli...

orda mısın?

Resim
bazı şeyleri anlatmak isterdim sana.  mesela oturup bir rakı masasına güzelliğini tarif etmenin nasıl imkansız olduğunu anlatmak isterdim.  seni nasıl sevdiğimi falan geçelim, buraları geçtik, buraları geçelim.  seni nasıl sevdiğimi zaten biliyorsun ve bununla beraber bilmeni istediğim başka şeyler de var.  mesela; gülüşünün gece vakti bir adamı nasıl ateşler içinde uyandırdığını bilmeni isterdim.. bilmeni isterdim bir şiirin yazılması için gereken etkenlerin neler olduğunu.. güneş nasıl doğar, güneşin doğması için nasıl yalvarır bir çocuk, bilmeni isterdim. bilmeni isterdim, hiçbir işin yokken sabahın dördünde kalkıp yollara düşmenin nasıl bir şey olduğunu.. bir insan bir insanı böyle yaralarken aynı zamanda da nasıl merhem olur o yaralara, bilmeni isterdim.. bir tren garında aynı günde kaç ayrılık yaşanır, kaç kavuşmaya şahit olunur, bilmeni isterdim. birinin gözlerinin baktığı yerde olmak istemek, nasıl bir ruh hastalığıdır bilmeni isterdim. bir ameliyathane nasıl...

serzeniş

karanlık gecelerde sessizliği soluyalım beraber.. öyle çok çekelim ki içimize, kimseye yaşanacak bir yalnızlık kalmasın... senin bu gözlerinde ne çok yıldız var, birazını gökyüzüne verelim. bir ateş yakalım gecenin ayazına, üşümesin artık sokak çocukları.. hiç olmazsa bir kere daha yan yana yürüyelim. ve sen kafka'nın milena için yazdığı bütün satırları üstüne alın, ben o kadarını yazamıyorum. bigün pişman olduğunu duyacağım ve pişman olduğun oranda mutlu olacağım. üstelik yanımda olmak isteyişin de hiç sikimde olmayacak,dedi şaiir.. ya senin o güzel gözlerinin nemlenmesine sebep olan adamların ben anasını sikeyim. sen üzülme. derdini söyle, ben senin yerine de üzülürüm.. ek olarak; seni ayrı, senin için kalem tutan şayiri ayrı sikeyim. "seni çok seviyom aşkım" tarzında cümleler yeter sana.hatta o bile fazla. bunları birden fazla kişi üzerine alınabilir. üzerine alınma ihtimali olan herkes için yazıyorum; hepinizin amına koyayım. hadi arv

adamım

gel be adam, gel umudumun misafiri ol. karanlık gecelerde yıldızları seyredip şarap içelim, güneşli sabahlara uyanalım adını bilmediğimiz kıyılarda. iki sırt çantası, iki tren bileti hayatı anlamamız için yeterli.. bakışlarından bir tutam alıp cüzdanımda saklamak istiyorum be adam. bunun mümkün olacağı yerlere gidelim lütfen. insanların birbirine günaydın dediği yerlere gidelim. başka türlü kurtaramay ız dünyayı. seninleyken dünyayı kurtarabilecek bir kudrete sahipmişim gibi geliyor. bir gezegen nasıl kurtarılır ben bilmiyorum be adamım ama bir gezegene sarılmak nedir, iyi bilirim.. iyi bilirim, ekmek almaya giden çocuğunu pencerede bekleyen annelerin telaşını. bizim buralarda telaşlı insanları sevmezler üstelik.. torunlarıma bırakacak tek kuruşum yok leyla.. sana sunabileceğim maddi bir imkanım yok malesef. ama biz öyle yerlere gidelim ki seninle, gökyüzünü seyretsin insanlar haziran aylarında.. bıraksınlar işi gücü, akşamları eş dost toplanıp sohbet etsinler yıldızların gölge...

benim değil

Resim
Mutlu ol tabii, hakkındır. Hayatında yeni biri olsun, ona gül, onu düşün, başına bir iş geldiğinde ilk onu ara, sevincini hüznünü onunla paylaş, her anını dolu dolu yaşa. Kırgınlığın, kızgınlığın geçsin hayata karşı. Mutlu ol lan, dibine ka dar. Eskisi gibi tad al yaşadığın hayattan, küçücük bir şeyi bile bütün gün düşünüp dert etme kendine. Hayallerinin peşinden koş, sen de benim gibi ıskalama onları, ne yapacağım şimdi ben çaresizliğine düşme. Neyin var neyin yok zamana bırak, her şey kendiliğinden düzelsin. Geçsin, gitsin, iyileşsin bütün yaralar. Geçmişini unutma demiyorum ama, hatırlama da. Ben içimdeki umudu söndürdüm, hasreti dindirdim. Çünkü biliyorum, kaybettiğim yarınlar ve kovulduğum kalp, benim değildir..